20 Temmuz 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Fadıl ÖZDEMİR > En Az Hata Yapanlar, Hiçbir Şey Yapmayanlardır...
Fadıl ÖZDEMİR

En Az Hata Yapanlar, Hiçbir Şey Yapmayanlardır...

09.07.2018 10:22 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Fadıl ÖZDEMİR

En Az Hata Yapanlar, Hiçbir Şey Yapmayanlardır...

                        Bazı insanlar yaptığı hataları hiç kabullenmez, düz yolda düşse bile suçlayacak insan arar etrafında. Bir başarısızlık yaşadığında  kendisinden  başka herkesi sorumlu tutar,hayatın yenilgilerine karşı her zaman bir mazeret bulur.

            Hatalardan ders almak en çok duyduğumuz nasihatlerden biri fakat çoğumuz hatalarımızla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz.

            Siz yaptığınız hataları kolayca kabul eder misiniz, yoksa kabullenmekte zorlanır mısınız?

            Yaşadığnız başarısızlıklarda ne yaparsınız, nasıl davranırsınız?

            Thomas Edison ampulü icat edene kadar binlerce başarısız deneme yapmıştı. “Yaşadığınız bu kadar başarısızlık size neler hissettirdi?” diye sorulduğunda;

Edison, “Ben başarısız olmadım ki sadece ampulün işlemeyen on bin çeşidini buldum.” demişti. İlham verici bir cevap; ama söylemesi kolay, yapması zor.

            Bazıları ise yaptıkları hatalardan sonra kendilerine inanılmaz eziyet ediyor. Sanki hayatta onlardan başka kimse hiç hata yapmamış da ilk hata yapan kendileriymiş gibi algılıyorlar olayları. Müthiş bir özgüven kaybı yaşıyorlar. Yeni bir deneme yapmaya korkar hale geliyorlar.

            Bazıları da hayatı bir okul gibi algılayıp yaptıkları her hatadan ders çıkartmaya çalışıyor, öğrenip ilerlemek istiyor.

            Bir de yaptıkları hataları hiç umursamayanlar var. Hata yaptıklarını görüyorlar; ama hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Aynı hataları defalarca yapıyorlar. Bu durum onları hiç rahatsız etmiyor. Ayrıca hata yapmamak için hiç bir şey yapmamayı tercih edenler de var. Hata yapma korkusuyla karar alamıyorlar, harekete geçemiyorlar. Durup bekliyorlar. Önce başkalarının yaptıklarını görmek istiyorlar. Aşırı temkinli bir tutum içinde oldukları için kimse onların gerçekte ne düşündüklerini bilmiyor. Çok korktukları için kendilerini gizliyorlar.

            Özel hayatımızda da iş hayatımızda da hata yapmak kaçınılmaz. Yaşamak hata yapmak demektir. Hata yapmamış insan zaten hiç yaşamamış demektir.

            Hata yapmaktan korkarız; çünkü çocukluğumuzdan gelen bir koşullanmayla hata yaptığımızda ayıplanmaktan, dışlanmaktan, küçük düşmekten korkarız. Önce anne babalarımız sonra öğretmenlerimiz kendilerince bizi korumak ve bize doğruyu öğretmek için küçük hataları bile yapmamıza engel olurlar.

            Aldığımız eğitim hata yapma korkusunu yerleştirmiştir içimize. Bu sistem bize daha küçük yaşlardan itibaren başarılı olmanın hata yapmamak olduğunu öğretmiştir. Formül basittir: “Hata yapma, gerekirse ezberle, ama sana sorulduğunda mutlaka doğruyu söyle. Bilmiyorsan sus. Unutma üç yanlış bir doğruyu götürür!”

            Sadece okul yıllarında değil iş hayatında da tartışmalara katılımın düşük olması bundandır. Birçok insan hata yapma korkusuyla ağzını açmaya, adım atmaya korkar. Bu anlayış sorumluluk almaktan çekinen, bildiğini söylemeye ürken, itaatkâr, heyecansız ve risk almayan bireyler yetiştirir.

            Daha başarılı ve daha anlamlı bir hayat için yeni yollardan gitmeye, hata yaptığımızda hem bunlardan ders almaya hem de bunları açık yüreklilikle paylaşmaya ihtiyacımız var.

            Öğrenmenin birçok yolu vardır. Okumak, dinlemek, gezmek… Bunlar en çok bilinen öğrenme yöntemleridir. Yaşayarak öğrenmek, hatalar yaparak öğrenmek, ibret alarak öğrenmek gibi hayat okulunun tecrübe öğretmenlerinin öğrettikleri de ayrı birer öğrenme yöntemidir.

            Öğrenmeye direnen insan, gelişmeye direnir. Bireysel hatalarından ders almayıp, aynı hatalarda ısrar eden kişinin sonu hiç de iyi olmaz. “Sen bu kafayla, bu yolda, bu akılla yürümeye devam edersen, burnun pislikten kurtulmaz!” demek zorunda kaldığımız insanlar buna en güzel örnektir.

            Hatâ, insanın şânındandır. Yaratılışı böyledir. Noksandır, kusurludur.

 Bunun için; 
“İnsan beşer, durmaz şaşar, eyler hatâ, üçer beşer.
  Düz ovada yürür iken, ayağı sürçer, düşer” denmiştir.
            Hata yapmanın sevilecek bir tarafı yok. İster kendimiz yapalım ister bize yapılsın hata yapmak kızdırır, sinirlendirir, öfkelendirir, üzer, kırar... Küçük ya da büyük olsun her yanlış her hata acı verir. Hataya kayıtsız kalmak mümkün değildir.

            Önemli olan duygusal tepkilerden sonra hangi mantığı devreye soktuğumuzdur. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da doğruyu bilmekle doğru olanı yapmak arasında uçurumlar var. Hepimiz hataların son derece insani olduğunu, hata yapmanın engellenemez olduğunu biliriz; ama hatalara karşı her birimizin tutumu ve davranışı farklıdır. İster özel hayatımızda ister sosyal hayatımızda hatalarımızla baş etme yöntemimiz bizim geleceğimizi belirler.

            Geçmişte yapılmış bir hataya demir atıp, hep aynı limanda konaklamanın ve kendine sürekli eziyet ederek yaşamanın kimseye faydası yoktur. Hayat değişikliklerle, yeniliklerle, başarılarla anlam kazanan bir süreçtir. “Hayat durmadan yürümektir. “Hatalarımız ise ilerlememizin bedeli olarak yaşadığımız fırtınalardır. Hatalarımız karşısında pes etmeden ve ders çıkararak yeni girişimlere yelken açmalıyız. “Her adam hata yapar, ama sadece akıllı adam bunlardan öğrenir." diyen Winston Churchill’e kulak vererek hatalarımızı alışkanlık haline getirmeden ve korkmadan almamız gerekenleri almalıyız.

Unutmayınız ki, " En az hata yapanlar, hiçbir şey yapmayanlardır."       

 "Hatalarımız kaybolan çabalarımız değildir. Onlar başarıya giden yolda işaret direklerimizdir."

 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.