18 Kasım 2018 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Fadıl ÖZDEMİR > BİRAZ SAYGI LÜTFEN
Fadıl ÖZDEMİR

BİRAZ SAYGI LÜTFEN

22.05.2018 16:34 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Fadıl ÖZDEMİR

                                                           

BİRAZ SAYGI LÜTFEN                                                                     

 

            İnsanoğlu tek başına yaşama şansına sahip olmayıp, birlikte yaşamaya mahkumdur.Hal böyle olunca da, bazı kurallara uyması ve beraber yaşadığı insanlara, çevresindekilere karşı sorumluluklarının olduğu ve saygılı davranması gerektiğini bilmelidir.Aksi takdirde huzursuzluğun ve kaosun çıkması kaçınılmaz olur.

            Yukarda söylenenlere itiraz edecek birinin çıkacağını sanmıyorum. Hatta eksik söylemişsin diyenlerin olacağını tahmin edebiliyorum. Fakat buna riayet eden babayiğit da azdır. Zira ne saygısız tavırlar sergiliyor ve nice haklar çiğniyoruz.İşin daha kötüsü, yaptığımızın saygısızlık olduğunu, kul hakkı yediğimizi de kabul etmiyor, ya karşıdaki hak etti veya bu benim hakkımdır deyip geçiyoruz.

            Biriyle konuştuğumuzda, ona bir şey söylediğimizde, bir konuyu görüşüp münazara ettiğimizde, hatta nasihat edip uyardığımızdaki üslubumuza hiç bakıyor muyuz? Acaba nasıl bir üslup, nasıl bir yol izliyoruz? Yumuşak ve saygılı mı, yoksa kaba, sert ve haşin mi davranıyoruz?

            Oysa Yüce Allah, Ehl-i Kitabla (Hıristiyan ve Yahudilerle) bir konuyu tartışırken bile, en iyi metotla mücadele etmemizi emrediyor (Ankebut:46).Yine Cenab-ı Hak, Yüce Peygamberimiz (S.A.V.)'e, "...şayet sen kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi." (Al-i İmran:159) buyurmuştur. Bu uyarı Peygamber Efendimizin şahsında tüm inananlaradır. Peki, bu uyarıya uyuyor muyuz? Daha doğrusu, kaç kişi uyuyor? Yine Mevla'mız; "...kendi aralarında merhametlidirler..."(Fetih:29) deyip mü'minlerin güzel özelliklerinden birini belirtiyor.Peki, böyle miyiz? Ne gezer! Merhamet yanımızdan bile geçmez.

            İnsan hakları yeryüzünün en barışçıl silahıdır; bizi korur. Kurallar gibidir; nasıl davranacağınızı bize söyler.Yargıçlar gibidir; ona başvurabiliriz.Duygular gibi soyuttur ama duygular gibi herkese aittir.Ve her ne olursa olsun hep vardır.Tıpkı doğa gibidir; ortadan kaldırılamaz.Tıpkı ruh gibidir; yok edilemez.Zamana benzer; zengin ve fakir, yaşlı ve genç, siyah ve beyaz, uzun ve kısa hepimize aynı biçimde davranır.Bize saygı sunar ve bize de başkasına saygı duyma sorumluluğunu yükler.İnsan hakları, insan olmanın kazandırdığı haklardır; başkası tarafından verilen bir söze ya da teminata bağlı olarak ya da satın alarak elde ettiğimiz haklar değillerdir. İnsan hakları, insan olmamızın ve insan onurumuzun doğal bir sonucudur. İnsanların ve toplumların hayatlarını insan onuru ve eşitliği temelinde birlikte sürdürebilmeleri için gerekli olan değerler ise özgürlük, adalet, ayrımcılık yapmamak, başkalarına saygı göstermek, hoşgörü ve sorumluluktur.

            İslamın nezaketini tam kavrayamayan bir bilgin, bir gün Halife Harun Reşid'e gidip kendince uyarıda bulunmak ister. Huzura girer girmez üst perdeden başlar azarlamaya. Halife bilge kişidir. İyi niyetinden şüphe etmediği bu adama bir ders vermek ister.

"Bre adam, yavaş ol. Ne bağırıp çağırıyorsun. Allah, senden daha hayırlısını, benden daha şerlisine gönderirken, "ona yumuşak söz söyleyin" diye uyarmıştı. Şimdi söyle bakalım;

-Hz. Musa senden daha üstün değil mi?

-Evet, daha üstündür ya Emire'l-Mü'minin!

-Peki, Firavun benden daha şerli, daha kötü değil midir?

-Daha şerlidir.Ya Emire'l-Mü'minin! Sana tebliğ, uyarmak için gelmiştim ama gördüm ki esas tebliğe muhtaç olan benmişim.

            Konuşma üslubumuzda maalesef kaybediyoruz. Peki davranışlarımızda veya herhangi bir işlemde sıramıza razı oluyor muyuz, yoksa bir yolunu bulup başkasının sırasını, dolaysıyla hakkını mı gasp ediyoruz? Bir resmi dairede, işlem için aldığımız sıraya, hakkımıza razı mı oluyor, yoksa baypas mı yapıyoruz? Bir hastahanede, aile hekimliğinde, poliklinikte sıraya uyuyor muyuz, yoksa bir yolunu bulup içeri mi giriyor ve dışarıda bekleyenlerin tepkisine, dolaysıyla doktorla tartışmalarına sebep mi oluyoruz? Gerek görmediği için ilaç, özellikle de antibiyotik yazmadığı için, benim sağlığımı düşünmüştür deyip doktora teşekkür mü ediyor, yoksa yazmadığı için kaba mı davranıyoruz? Başkasına gerek yok, bu davranışlarımıza bakıp kendimize not verebilir ve sonuçta geçer not alıp almadığımızı belirleyebiliriz.

            Yukarda çok azını saydığım bu olumsuzlukları çoğaltmak mümkündür. Eğer bu tür davranışlarda bulunuyor, hak- hukuk tanımıyorsak, birbirimizle muamelede -bu ister aile efradı ve akraba, ister tanıdık eş-dost, isterse hiç tanımadığımız biri/birileri olsun-, katı yürekli olup, kaba ve kırıcı davranıyorsak, unutmayalım ki, İslamın o yüce ahlakını da, zarafet ve nezaketini de hiç anlamamışız demektir. Artık biz, bencil, çıkarcı, kendi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen, ahlaki değerleri yitirmiş, topluma zararlı birer fert olmuşuz demektir.

            Ama asla unutmayalım! Ne biz Hz. Musa'dan üstünüz, ne de karşımızdaki Firavun'dan daha kötüdür. Biraz saygı, lütfen.

           

 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.